Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi açıldı

Odunpazarı Belediyesi’nin Eskişehir’de eski eşi tarafından katledilen Ayşe Tuba Arslan’ın adının yaşatacağı Yenidoğan Mahallesi Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi törenle açıldı. Aynı zamanda Odunpazarı Belediyesi’nin 14’üncü halk merkezi olan Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nin açılış törenine CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme, Ayşe Tuba Arslan’ın babası Serdar Arslan, CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Fikriye Söğütlü, CHP Odunpazarı Kadın Kolları Başkanı Sultan Özçimen ile çok sayıda kadın ve erkek katıldı. Açılışa katılanlar erkekler tarafından katledilen kadınların hikayelerinin ve fotoğraflarının olduğu dövizler taşıdı. Duygusal anların yaşandığı açılış töreninde katılımcılar gözyaşlarını tutamadı.

AYŞE TUBA ARSLAN’IN BABASI: “KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI ÖNLEM ALIN”

Açılışta konuşan Ayşe Tuba Arslan’ın babası Serdar Arslan, kızı Ayşe Tuğba Arslan’ın hatırasının yaşattığı için Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a teşekkür etti. “Şehrimizde ve ülkemizde kadınlarımıza ve kızlarımıza ait böyle güzel yerlerin açılması, kadınlarımızın, kızlarımızın böyle güzel yerlerde eğitim alarak, dünyaya bakış açıları değişir, özgürlüklerinin neler olduğunu öğrenirler. Erkeklerin hegemonyasından kurtulurlar. Dünyaya bakışları değişir” diyen Arslan, yetkililere seslenerek kadın cinayetlerine karşı önlem almalarını istedi. Arslan, “Yetkili mercilere yalvarıyorum, rica ediyorum lütfen kadınlarımızı ikinci planda görmesinler. İkinci sınıf vatandaş olarak görmesinler. Kadınlarımız, kızlarımız bizlerin hayat arkadaşı, dostu, ömür boyu yoldaşı, bu kadın cinayetlerine lütfen bir son verin. Tekrardan yetkililere rica ediyorum. En kısa zamanda önlemini alsınlar, ne yapacaklarsa yapsınlar, caydırıcı bir önlem alsınlar” dedi.

“KIZIMIN ADI YAŞADIĞI İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Açılışta konuşan bir diğer isim de Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme oldu.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a çok teşekkür eden Sondikme, “Ayşe Tuba ölmedi, öldürüldü. Bütün gün böyleyim. 11 Ekim’den beri ölmedi, öldürüldü. Kızımın adı yaşadığı için çok teşekkür ediyorum. Bütün emeklerinize çok teşekkür ediyorum. Kazım kurt ‘a adını yaşattığı için çok teşekkür ediyorum” dedi.

CEHALETE İNAT, KADINLARIMIZIN YAŞAMASINI SAĞLAMAK BİZİM GÖREVİMİZ”

Açılışta konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kadın cinayetlerine dikkat çekmek ve öldürülen kadınların adlarını yaşatmak istediklerini belirtti. “Cehalete inat, kadınlarımızın yaşamasını sağlamak bizim görevimiz. Hiç kimsenin, kimseyi öldürmeye hakkı yoktur. Allah’ın verdiği canı almaya kalkmak, çok büyük bir günahtır. Ama, baktığınız zaman, son 5 yılda binlerce kadınımız eşleri veya yakınları tarafından öldürülmüş. Geçen yıl, 411 kadınımız eşleri veya yakınları tarafından öldürülmüş. Bu yıl iki ayda, 54 kadın eşi ya da yakını tarafından öldürülmüş, kadınlar hala öldürülmeye devam ediyor. Kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Ama bu kadar kadın cinayeti varken, devletimizin, eli armut toplamasın istiyoruz. Önlem alsın istiyoruz. Bir tavır koysun istiyoruz, bir mücadele içine girsin istiyoruz. Söylediler, 23 kez dilekçe vermiş, can güvenliğim yok demiş. Beni koruyun demiş. Ve ne yazık ki eşi tarafından öldürülmüş, şimdi hepimiz ağlıyoruz” diyen Başkan Kurt, ağlamının bir faydası olmadığını vurguladı. Başkan Kurt konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Tedbir alacağız, direneceğiz. Onun da yolu eğitimdir. Sevgili hemşehrilerim, halkımızın her alanda olduğu gibi, bu alanda da ciddi bir eğitimden geçmesi gereklidir. Eğitim, yaşam boyu sürer. Sadece Türkiye’de olduğu gibi, ilkokulu bitir, ben sana diploma verdim, eğittim. Böyle bir eğitim olmaz. Ömür boyu eğitimin sürebilmesi için işte bu halk merkezlerinin açılması lazım. Her mahallede halk merkezi yapma iddiamızın sebebi budur. Kadınlarımız ve gençlerimiz, özellikle buraya gelsinler. Burada birbirleri ile tanışsınlar. Komşular birbirini bilsin. Sorunlarını bilsin. Sorunlara çözüm arayışı içine girsin. Ne yazık ki Türkiye’de erkek egemen bir toplum var ve bu toplumda yaşayan erkekler yani bizler kendimizi sizin üstünüzde görüyoruz. Böyle bir hak yok. Anayasamızda da kadın-erkek eşittir, dinimizde de kadın-erkek eşittir. Bunun dışındaki hiçbir düşünceyi kabul etmiyorum. Siz de kabul etmeyin. Hiçbir erkek sizden üstün değildir. Biz, kadınlarımızın bizimle eşit, özgür bir ortamda yaşaması için demokratik bir toplumu yaratmak zorundayız. Bunun da yolu, çağdaş, laik, bilimsel ve demokratik eğitimden geçer. Eğer devlet böyle bir eğitimi gerçekleştirmiyorsa, görevini yapamamış demektir. Biz devletimizi görevini yapmaya davet ediyoruz. Yenidoğanlı ve Huzur mahalleli hemşehrilerimizi de Ayşe Tuğba Arslan Halk Merkezi’ne sahip çıkamaya davet ediyorum. Gelin, burası sizindir. Burada gelin, ne istiyorsanız onu yapalım. Birlikte yapalım.”

Yenidoğan Mahalle Muhtarı Sabit Körpe, CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel ile CHP Eskişehiir Milletvekili Jale Nur Süllü’de açılışta konuşma yapan diğer isimler oldu.

Konuşmalardan sonra Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nin açılışı yapıldı. Başkan Kurt, halk merkezinin açılışını Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme, babası Serdar Arslan ile birlikte yaptı. Daha sonra Başkan Kurt Sondikme ve Arslan ile Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’ni gezdi. Açılışın ardından Odunpazarı Belediyesi tarafından katılımcılara yemek verildi.


 

Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nde duygulandıran açılış

Eskişehir Odunpazarı Belediyesi, Ordu’da cezaevi firarisi tarafından öldürülen üniversite öğrencisi Ceren Özdemir’in adını Adalar’da açtığı gençlik merkezine, Eskişehir’de eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın adını da Yenidoğan Mahallesi’nde yaptığı halk merkezine verdi. Öldürülen kadınların isimlerinin verildiği merkezlerin açılışı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gerçekleştirilen törenle yapıldı. Duygusal anların yaşandığı törene katılanlar, gözyaşlarının tutamadı.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde açılışı yapılan ilk merkez Ceren Özdemir Gençlik Merkezi oldu. İstiklal Mahallesi Başarılı Sokak’ta bulunan Ceren Özdemir Gençlik Merkezi’nin açılış töreni öncesinde kadın cinayetlerini protesto etmek için Adalar’da kadınların, erkeklerin, gençlerin, çocukların, yaşlıların katıldığı bir sevgi zinciri oluşturuldu.

Sevgi zincirine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir ve babası Yılmaz Özdemir, Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme, CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Fikriye Söğütlü, CHP Odunpazarı Kadın Kolları Başkanı Sultan Özçimen, Gazeteci Yazar İsmail Saymaz, Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca, İstiklal Mahalle Muhtarı Hüseyin Alparslan’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Adalardan başlayarak Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’ne kadar uzanan sevgi zincirine katılanlar ellerinde erkenler tarafından katledilen kadınların hikâyelerinin ve fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşıdı. Sevgi zincirinin hemen ardından Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nde açılış töreni gerçekleştirildi. Tören, Odunpazarı Belediye Tiyatrosu Oyuncularının Nazım Hikmet ve Sennur Sezer’in şiirlerinin okunması ile başladı.

CERENİMİN ÖLDÜRÜLÜŞÜ BİR TESADÜF DEĞİL”

Törende konuşan Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir, konuşmanın kendisi için çok zor olduğunu dile getirdi. Kızının kendisine “Anne sen bir Ceren Özdemir annesisin, dik dur” dediğini anlatan Özdemir, bu konuşmayı yapmayı kendine bir borç bildiğini söyledi. Kızının kızım sanatla iç içe olduğunu dile getiren Özdemir, “Bu onun yaratılışında da vardır. Her çocuk ağlayarak uyanır benim kızım şarkı söyleyerek uyanırdı. Bu anlamda biz de onun arkasındaydık, destekçisiydik, güvenli sokaklarda yaşadığımızı düşünürdük. Kimse bizim başımıza gelmesin diye düşünmesin. Film şeridi gibi izliyoruz ama herkesin başına gelebilecek bir olayı yaşadık. Ben burada çok fazla bir şey konuşamayacağım. Ama öncelikle belediye başkanımıza ve çalışma arkadaşlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Tam da Cerenimin istediği gibi sanatın her alanında faaliyet gösterdiği bir merkezin açılması bizi onurlandırdı. Cerenimi öldü olarak düşünmüyorum. Bu anlamda da bizimle birlikte, kalbimizle birlikte yaşıyor. Bir sürü insanın vicdanına, kalplerine dokunduğunu görüyorum. Cerenimin de düşüncesi buydu. Bir gün, ‘Adımı her tarafa yazdıracağım’ derdi. Bu şekilde olacakmış, belki yaşasaydı farklı bir pozisyonda olacaktı. Ama bizim kaderimiz de buymuş. Burada başka bir noktaya değinmek istiyorum. Cerenimin öldürülüşü bir tesadüf değil, yargı sisteminden gerçekten mustaribim. Yargı sistemi gerçek anlamda işini yapabiliyor olsaydı, bu gün Cerenim yaşıyor olacaktı. Bunun da bu şekilde önünde dur dememiz gerektiğini düşünüyorum. İnsanların görevlerini tam anlamıyla yapamadığı, bu bir kanundur diye geçiştirdiği bir süreçte yaşıyoruz. Bu bir kanun değil, kanun zafiyeti. Cerenim kadın ölümlerinde çok üzülen bir çocuktu. ‘Bunda sesimiz çıkması gerekir anne’ derdi. Biz hep paylaşırdık. Sosyal medyada da bu paylaşımı var. Sonrada ‘Bunda da beni hedef gösterirler mi?’ diye korkusu olan bir çocuktu. ‘Ama yine de sesimiz çıkmalı’ diyordu. O yüzden bir canın daha gitmesini Ceren’den sonra gitmesini istemiyoruz. Bu anlamda herkesin bu konuda düşünüp, bu konuda nasıl bir tedbir alınacaksa, ben yargıç değilim, ama alınması gerektiğini, öncesinde alınması gerektiğini kötülük amacına ulaşmadan önce alınması gerektiğini düşünüyorum. Hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. Bundan sonra bir can daha kaybetmemek için, dik duralım diyorum” dedi.

SAYMAZ: “BİR KADIN CENAZESİ DAHA KALKSIN İSTEMİYORUM”

Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir’in ardından Gazeteci Yazar İsmail Saymaz bir konuşma yaptı. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Saymaz, bu günü kutlama günü olarak ifade etmenin çok güç olduğuna dikkat çekti. Bu kadar katledilmiş kadının fotoğraflarının taşındığı bir günde ancak anmadan söz edebileceğine dikkat çeken Saymaz, “Her bir fotoğraf her bir pankart değil her bir insan aslında. Her bir insan erkek şiddetinin mağduru oldular. Şuanda iki örneği ile beraberiz. Sadece katil ruhlu erkeklerin şiddetinden söz edemeyiz. Maalesef bu şiddete yol açan devlet görevlilerinin ihmalinden hatta bazen kasten varan davranıştan söz etmek zorundayız. Onlardan ilki Ayşe Tuba Arslan Eskişehirli eski eşinin acımasız şiddetine maruz kalmadan önce 23 kez suç duyurusunda bulundu ve defalarca koruma kararı istedi. Maalesef korunmadı.  Kendisinin yaptığı suç duyurularının birinde şöyle demektedir; ‘Tedbir kararı olmasına rağmen sonuç alamadım. Yalçın, fiziksel şiddet gösterdiği için hayatımdan endişe ediyorum.  Yalçın’dan korkuyorum. Her gün işe gelip giderken beni takip ediyor.  Sokağa çıkamıyorum. Bu nedenle beni Babam işe gidip gelirken götürüyor. Babam olmadığı zamanlarda hakaret edip, namusuma dil uzatıyor. Sokaklarda bağırıyor.’ Bir başka suç duyurusunda şöyle dedi; ‘Bu şahıstan ölüm tehdit alıyorum benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardımcı olacaksınız?’ Maalesef öyle oldu hatta öldüğü zaman yardım etmediler.

“BİR KADIN BAĞIRA BAĞIRA, İSYAN EDE EDE HAYATINI KAYBETTİ”

 Bugün sadece Ayşe Tuba Arslan’ı katleden insanlık düşmanının tutuklanması, toplumsal vicdanın karşılanması anlamına gelmez. Maalesef onu korumayan devlet görevlilerinin kamu görevini ihmal eden yargılanması ve bu görevlerinden uzaklaştırılması gerekir. Çünkü onlar görevini yerine getirmediği için bir kadın bağıra bağıra, isyan ede ede hayatını kaybetti. Diğer örnek Ceren Özdemir, 19 yaşındaki genç pırıl pırıl bir kızımız. Gene kamu görevlileri ihmali sonucu birden çok ceza evinden kaçabilip Ordu’da 3 gün boyunca birini öldürmek adına sokaklarda gezdi. İfadesinde öyle yazıyor.  Birini öldürmek için çabaladım diyor, mağazaları soyuyor. Bıçak elde ediyor o bıçak Ordu’da sokaklarda birini öldürmek üzere takibe başlıyor. Maalesef o 3 gün önce firar ettiği halde kamu görevlisi onu aramıyor. Onu bulmuyor. Ordu sokaklarında sen kimsin demiyor. Rize’den ceza evinden kaçması sebep olanlara henüz bir işlem yapmış değil,  o 3 günün sonunda Ceren Özdemir’i takip edip evinin önünde apartmanın kapısının içerisinde vahşice katlediliyor. Yine durmuyor o gün ve ertesi günde biri 7, biri 5 yaşında çocuk olmak üzere öldürme teşebbüsünde bulunuyor ve onu maalesef kamu görevlileri değil televizyonlarda fotoğrafını gören bir esnaf yakalanmasını sağlıyor.  Şu halde Ceren Özdemir’in katilini cezalandırmak yeter mi?  Kamu vicdanı teşkil olur mu,  adalet yerine gelir mi? Gelmeyecektir elbette. Bu katilin bu acımasız saldırganın Ordu’da rahat rahat ceza evinden firar etmesine Ordu’da rahat rahat gezmesine sebebiyet verenler cezalandırılmadığı müddetçe bir sonraki 8 Mart’ta bundan 2 kat daha kadın fotoğrafıyla toplanırız ve bu merkezin ne anlamı kalır ne yaptığımız eylemin bir anlamı kalır.  O nedenle kadına yönelik şiddette harekete geçmeyen kamu görevlileri kocasıdır,  sever de döver de diyen sözde din adamları, nafaka düşmanları yahut kadına yönelik şiddette insanlığın kazandığı evrensel hukuku ret edenlere karşı kesintisiz savaş vermek zorundadır. Biz hem Ayşe Tuba Arslan, Ceren Özdemir ve burada fotoğrafları gördüğüm kadınlar hakkında artık bir kadın cenazesi daha kalksın istemiyorum. Ve bu ölümü üzerine bıraktığı mektubu ve dilekçesinin haberini yapmak istemiyorum.  Bu haberi benim yapmamam devletin görevidir. Devletin görevini yapması gerekir.

“TOPLUMUN TÜM YÜKÜNÜ ESKİŞEHİRLİLER Mİ TAŞIYACAK?”

İşte böyle bir cinayetin ardından Halk TV’ de her Salı yaptığımız programının ardından Ceren Özdemir ismim her tarafta yazılsın istiyorum.  Sözünü biz duyunca Cumhuriyet Halk Partili belediyeler buna öncelik etmelidir dedik ve o programda sevgili başkan Kazım Kurt, biz Eskişehir’de bu sözü yerine getireceğiz dedi.  2 ay geçti, geçmedi. Kendisi Ceren Özdemir kültür merkezi ve onla beraber Ayşe Tuba Arslan ilgili gençlik merkezinin açılışını yaptı. Kendisi teşekkür ederim. İnsanlık namına teşekkür ederim ama şunu kayda geçelim; toplumun tüm yükünü Eskişehirliler mi taşıyacak,  Uğur Mumcu arabası burada sergilenecek,  Ataol Behramoğlu kitapları burada kitaplaştırılacak. Ceren Özdemir anılacak.  Peki bu memleketin 80 vilayeti nerede bütün yükü siz  onurlu  Eskişehirliler   mi taşıyacak. Bundan onur duyuyorsunuz ama yalnız kalmayın” diye konuştu.

“DAHA FAZLA CEREN ÖZDEMİR, AYŞE TUĞBA ARSLAN OLMASIN DİYE DİRENMEYE TALİBİZ “

Saymaz’ın ardından Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt konuştu. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün bir direniş günü olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, bu günün bir mücadele günü olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. “O nedenle bu gün, Türkiye’deki kadın cinayetlerine ve cehalete karşı bir direniş örneği gösterdik. Bu merkez, Ceren Özdemir adını verdiğimiz bu merkez, gençlerin direnmesinin aracı olsun. Gençlerin araştırmasının, eğitiminin aracı olsun. Yenidoğan Mahallesinde açacağımız Halk Merkezinde de, kadınlarımızın direnmesi, kadınlarımızın sorgulamasını istiyoruz” diyen Başkan Kurt, Türkiye’de ciddi anlamda bir bunalım olduğunu dile getiren Başkan Kurt, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bu bunalımı anlatacak birileri lazım, biz o’yuz. Türkiye iyi yönetilmiyor. Türkiye kötü yönetiliyor ve bu kötü yönetimden çıkmanın yolu, bilimsel, laik, demokratik eğitimdir. Devletin yetiştirme yurtlarında yetişmiş ve devletin cezaevinden kaçmış, bir sapık, bir katil sokakta rahatça yürüyebiliyor. Ben bu gün kimi öldürsem diye gezebiliyor. Böyle bir eğitim düzeni olmaz. Böyle bir toplumsal düzen olmaz. Biz demokratik bir ülkede, rahatlıkla gece saat 2’de, 3’te tek başına gezebilmeliyiz. Özgürce gezebilmeliyiz. Korkmadan gezebilmeliyiz. Ama ne yazık ki, Ceren Özdemir, evinin kapısının önünde sapık bir katil tarafından, keyfi bir şekilde öldürüldü. Buna dayanmak mümkün mü? Buna itiraz etmemek mümkün mü? Ceren Özdemir son mu? Yüzlerce fotoğraf, yüzlerce Ceren Özdemir olmasın. Ben Eskişehir’de insanlarımızın bu konuda direncini biliyorum. Ama daha çok Eskişehir yaratmalıyız. Daha çok Eskişehir gibi kent yaratmalıyız. Bunu yaratırken de temel düsturumuz, bilimsel, laik ve demokratik eğitim olmalı.  İşte bu Gençlik Merkezi de bunun bir parçasıdır. Belediyelerin tek başına eğitimde hiçbir görevi yoktur. Ama devletin boş bıraktığı, devletin ilgilenmediği bütün, şu biraz önce sayılan sanat alanlarında eğitimi yapmak belediyelerin boyununun borcudur. İnsanlarımızın daha gelişebilmesi için, insanlarımızın, gençlerimizin daha büyük düşünebilmesi için ve direnebilmesi için bizimle birlikte olmasını istiyoruz. Buraya gelen gençlerin, hangi siyasi görüşte olduğunu sorgulamıyoruz. Buraya gelen gençlere, illa ki şu partiye oy vereceksin demiyoruz. Böyle bir geleneğimiz yok, böyle bir alışkanlığımız yok. Ama buraya gelen gençler insan olmalı. Buraya gelen gençler demokrat olmalı, buraya gelen gençler özgür olmalı. Biz bunun eğitime talibiz. Biz bunun mücadelesine talibiz. Daha fazla Ceren Özdemir, Ayşe Tuğba Arslan olmasın diye direnmeye talibiz. Sizlerle birlikte bu direnişi gerçekleştireceğimize inanıyorum. Bu 8 Mart, öyle bir direnişin öyküsüdür ki, ama Türkiye’de farklı bir noktaya gelmemiz gerekir.”

İstiklal Mahallesi Muhtarı Hüseyin Alparslan ile CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel’de açılış töreninde konuşma yapan diğer isimler oldu. Konuşmaların ardından açılışa katılanlar beyaz balon uçurdu. Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nin açılışını Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir, babası Yılmaz Özdemir, Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme ve Gazeteci Yazar İsmail Saymaz ile birlikte yaptı. Açılışın ardından Başkan Kurt, anne Güfer Özdemir, baba Yılmaz Özdemir, Saymaz ve diğer katılımcılar gençlik merkezini gezdi.


İsmail Saymaz Eskişehirliler ile buluştu

Gazeteci Yazar İsmail Saymaz Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen söyleşide Eskişehirli okurları ile bir araya geldi. Siyaset ve tarikatların konuşulduğu söyleşide zaman zaman salondan kahkaha sesleri yükseldi.

Gazeteci-Yazar İsmail Saymaz, Odunpazarı Belediyesi tarafından düzenlenen söyleşide Eskişehirli okurları ile buluştu. Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde (YKSM) gerçekleştirilen söyleşiye CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, İyi Parti Eskişehir İl Başkanı Mehmet Ektaş, Eldem Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Eldem, Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Eskişehirlilerin salonu hınca hınç dolduğu söyleşide, Saymaz siyaset ve tarikatlar üzerine konuştu. Tarikatların siyaset ile bağlantısını anlatan Saymaz, örnekler de verdi. Zaman zaman salondan kahkahaların yükseldiği söyleşide Saymaz, adeta tek kişilik gösteri yaptı. Siyasal İslam ile yönetilen bir ülkede örgütlenmenin tarikatlarla yapıldığını belirten Saymaz, tarikatlar arasında ki geçişin ise dikey ya da yatay yolla olduğunu dile getirdi.  

KAZIM KURT BİLİMSEL, LAİK VE DEMOKRATİK EĞİTİME DİKKAT ÇEKTİ

Söyleşinin sonunda konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, bilimsel, demokratik ve laik eğitimin önemine dikkat çekti. “Çocuklarımızı tarikatların eline bırakmamamız gerekiyor. Bilimsel, demokratik ve laik eğitimin önemi burada ortaya çıkıyor. Bilimsel ve laik eğitimin aynı zamanda belediyelerinde görevi olduğunu düşünüyorum” dedi. Konuşmasında OdaTV OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç’ın tutuklanmasını da eleştiren Kurt, “Bu durumun herkes tarafından protesto edilmesi gerekiyor. Herkesin bu hukuksuzluğa ses çıkarması gerekiyor” diye konuştu.

İsmail Saymaz söyleşinin hemen ardından Hamamyolu Açık Hava Kütüphanesi’ne giderek burada imza günü düzenledi. Eskişehirlilerin yoğun ilgisi burada da devam etti. Eskişehirliler, Saymaz’a kitaplarını imzalatmak ve Saymaz ile fotoğraf çektirmek için uzun kuyruklar oluşturdu.


Kazım Kurt: “Bir an önce kadın cinayetlerini sona erdirecek adımlar atılmalı”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

Mesajında 8 Mart’ın, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edilmesinin üzerinden 100 yılı aşkın bir süre geçtiğine dikkat çeken Başkan Kurt,  ancak dünyanın dört bir yanında, kadına yönelik her türlü şiddet, haksız ve hukuksuz uygulamalar ve çalışma hayatındaki ayrımcılığın hala devam ettiğinin altını çizdi.  Başkan Kazım Kurt, mesajında şu ifadeleri kullandı: “1857 de eşit işe eşit ücret ve 8 saat çalışma saati isteyen ve bu mücadelede yaşamını yitiren 129 kadının mücadelelerin anısına Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak atfedilen 8 Mart’ı kadınlar, iki yüz yıldır süren eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki kazanımların her gün biraz daha tasfiye edildiği, bunları korumak ve yeni haklar elde etmek için sürekli sesini yükseltmek zorunda kaldıkları bir siyasi iklimde karşılıyor. 

Kadın cinayetleri her geçen yıl daha da artarak devam ediyor. 2019 yılında 411,  2020 yılının ilk iki ayında (1 Ocak’tan günümüze kadar) 53 kadın öldürüldü. Kadınlar sokak ortasında, evde, koruma altında ve boşanma davası çıkışında ya da koruma kararı istediği halde verilmediği için öldürüldü veya yaralandı. Kadınlar; ayrılma veya boşanma isteği bahane gösterilerek, evlenme teklifini kabul etmediği gerekçesiyle; erkek arkadaşı olduğunu ailesi öğrendiği için öldürüldü. Kadınlar, evli oldukları veya beraber oldukları erkekler; eskiden evli oldukları ya da beraber oldukları erkekler; akrabalık ilişkileriyle bağlı oldukları erkekler; yakınları, tanıdıkları erkekler tarafından her gün yeniden yeniden öldürüldü. Hayatta kalan kadınlar ise yok edilmek istenen hakları ya da omuzlarına yüklenmek istenen yüklerle öldürülmek isteniyor. Güvencesiz olarak ev işlerine giden, en ağır işlerden biri olan ev kadınlığı da yapan kadınlar, şiddetin en ağırına maruz bırakılıyor. Kadınlar, çalışma yaşamında yedek ve ucuz işgücü olarak görülmekte, hatta birçok iş alanında çalıştırılmamakta, sosyal güvencesiz bırakılmaktadır. Erkeklerle aynı işi yapan kadınlar sadece kadın oldukları için daha düşük maaş almakta,  yönetici pozisyonlarında çalıştırılmamaktadır. Okulda olması gerekirken çocuk yaşta evlenmeye hatta anne olmaya zorlanan çocuklarımız bu anlayışa karşı isyanlarını hayatları ile ödüyor. Çocuğu ve ailesi için büyük özverilerle tenceresini kaynatmaya çalışan, büyük zorluklar içerisinde eğitimine devam etmeye çalışan kadınlarımız, acımasızca katlediliyor, yaşamlarının baharında hayattan koparılıyor. Kadına yönelik şiddet, tecavüz ve kadın cinayetlerindeki artış tesadüf değildir. İçinde yaşadığımız sistemin ve hükümetin yanlış kadın politikalarının sonucudur. Başka cinayetlerin yaşanmaması için bir an önce bu yanlış politikalardan vazgeçilerek, yürürlükte olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu ve İstanbul Sözleşmesi tam anlamıyla uygulanmalıdır. Siyasal iktidarın sözcülüğünü yapan yandaş basın, kadınların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın kaldırılması için kadın düşmanı siyaseti manşetlere taşımaktadır. Kadınların nafaka hakkı sürekli tartıştırılmaktadır.

Bu durum sona ermelidir… Siyasal iktidar bir an önce kadın cinayetlerini sona erdirecek adımlar atmalı. Odunpazarı Belediyesi olarak, kadın cinayetlerini protesto ediyor ve kadın cinayetleri ile ilgili farkındalık yaratmak için çalışıyoruz. Bu nedenle de Eskişehir’de eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın adını Yenidoğan Mahallesi’nde yaptığımız halk merkezine; Ordu’da cezaevi firarisi tarafından öldürülen üniversite öğrencisi Ceren Özdemir’in adını da Adalar’da açtığımız gençlik merkezine veriyoruz. Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nin açılışını 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde saat 13.30’da gerçekleştireceğiz. Açılış töreninin hemen öncesinde saat 13.00’de Sevgi Zinciri oluşturacağız. Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nin açılışı ise yine aynı gün saat 17.00’de yapılacak. Kadın cinayetlerine dur diyen, bu duruma bizler gibi isyan eden herkesi ben açılışımıza davet ediyorum.

Demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış isteyen kadınların seslerini boğmak hiç bir zaman mümkün olamamıştır, olamayacaktır da. Kadınlar her zaman yan yana gelecektir ve daha yaşanılır bir dünya için sahip oldukları gücü açığa çıkaracaktır. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere, pek çok hakkı kanunlara dayandırarak veren ve bu konuda dünyanın pek çok gelişmiş ülkesine de ilham kaynağı olan Atatürk’ün izinde: ‘Hiçbir kadını hor görmeden, ötekileştirmeden, dini, dili, ırkı, inancı ne olursa olsun başımıza taç edeceğiz. Kadına şiddeti ve cinsiyet ayrımcılığını ayaklarımızın altına alarak aydınlık yarınlara birlikte yürüyeceğiz.’ 

Unutulmamalıdır ki; 8 Mart, tüm bu sorunların aşılmasında bir kutlama değil, bir mücadele günüdür. 8 Mart’ın tüm dünya kadınlarına eşit haklar ve özgürlükler getirmesi dileğiyle. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nüzü kutluyor, hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.”

Odunpazarı’nda Tarihte ve Bugün Çeşmeler Fotoğraf Sergisi açıldı

Fatih Erginel’in Odunpazarı’nda Tarihte ve Bugün Çeşmeler Fotoğraf Sergisi, Odunpazarı Belediyesi Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Galerisi’nde açıldı. Gerçekleştirilen açılış törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Osman Yaşar Tanaçan ile çok sayıda fotoğraf meraklısı katıldı.

Sergide, açık hava müzesi niteliğinde olan Odunpazarı’nın dört bir yanında bulunan özgün biçimini ve konumunu yitirmiş ya da onarılarak günümüze kadar gelen çeşmelerin fotoğrafları yer alıyor.

“ODUNPAZARI’NIN KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN ÇALIŞIYORUM”

Serginin açılış töreninde konuşan Fatih Erginel, Odunpazarı’nın kültürel değerlerini ortaya çıkarmak için çalışmalar yaptığını söyledi. Odunpazarı kültürünü gelecek nesillere aktarılmasına yardımcı olmak için bir fotoğraf arşivi oluşturduğunu ifade eden Erginel, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a kendisine verdiği destek için teşekkür etti.

“AMACIMIZ ESKİŞEHİR’İN DEĞERLERİNİ BELGELEMEK”

Açılışta konuşan bir diğer isim Osman Yaşar Tanaçan oldu. Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Galerisi’nin kurulduğu günden beri bazı çalışmalaryaptığını söyledi. Bu çalışmalar kapsamında gelecek için belgelemeler yaptıklarını dile getiren Tanaçan, gerçekleştirdikleri atölye çalışmalarının sonunda Eskişehir’i incelediklerini kaydetti. Şimdiye kadar 40’ar kişilik 7 atölye çalışması yaptıklarına değinen Tanaçan, “İlk atölyemizden başlayarak İnönü, Metristepe, Yunus Emre Külliyesi, Çatacık Ormanları, Odunpazarı’nı inceledik. Bu atölyemizde de Firig Vadisi’ni inceleyeceğiz. Amacımız Eskişehir’in değerlerini belgelemek ve gelecek nesillere fotoğraf kitabını bırakmak. Bu çalışmalarımız devam edecek” dedi. Tanaçan, gerçekleştirdikleri çalışmalarda kendilerine destek veren Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’a teşekkür etti.

“GELECEĞE BELGE BIRKMAK İSTİYORUZ”

Odunpazarı Belediyesi olarak fotoğraf ve fotoğraf sanatçısına önem verdiklerini söyleyen Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir’de yapılan bu çalışmalarla geleceğe belge bırakmak istediklerinin altını çizdi. Fatih Erginel’in çeşmelerle ilgili çalışmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, “Keşke Odunpazarı’nı adım adım, karış karış, santim santim fotoğraflayarak belgelesek. Çünkü buranın 100 yıl önceki halini hayal bile edemiyoruz. 100 yıl sonra ne olacağını da bilmiyoruz, ama elimizde belgelerle insanlara bir iz bırakalım istiyoruz. Ben gerçekleştirdiği çalışmalardan dolayı Osman Yaşar Tanaçan’ı kutluyorum. Eskişehir’de fotoğraf denilince akla gelen isim. Bu konuda yılmadan, usanmadan çalışıyor. Biz de sadece destek oluyoruz. Ben ona sağlıklı bir ömür diliyorum” dedi.   

Başkan Kurt ve sergi açılışına katılan katılımcılar konuşmaların ardından Fatih Erginel’in fotoğraflarından oluşan Odunpazarı’nda Tarihte ve Bugün Çeşmeler Sergisi’ni gezdi. Fotoğrafları tek tek inceleyen Başkan Kurt, Erginel’den fotoğraflar hakkında bilgi aldı.