Kazım Kurt: “Gazetecilere yönelik baskılar her geçen gün artıyor!”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türk Basınında sansürün kaldırılışının 112’inci yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun 24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü için hazırladığı rapora da yer veren Başkan Kurt, basının demokrasinin güvencesi olduğunun altını çizdi. Türk Basınının tarih boyunca çeşitli dönemlerde baskı altına alınmaya çalışıldığına dikkat çeken Başkan Kurt, bu baskının her geçen gün daha da arttığını vurguladı.

Türk Basın tarihinde sansürün ortadan kaldırılışının ve istibdat yönetiminin sona ermesinin 112’inci yıl dönümü olan 24 Temmuz’un Basın Bayramı olarak kutlandığını söyleyen Başkan Kazım Kurt, “24 Temmuz,  Osmanlı İmparatorluğunda İkinci Meşrutiyetle (1908) birlikte basından sansürün ilk kez kaldırılışını simgeliyor. Gazeteciler için önemi çok büyük. O gün gazeteciler, yayıncılar olağanüstü bir dayanışma göstererek gazetelerine, matbaalarına görevlerini yapmaya gelen sansür memurlarını içeriye sokmadılar ve ertesi gün ilk kez gazeteler sansürsüz yayınlandı. 24 Temmuz, meslek örgütlerince 1971’e kadar basın bayramı olarak kutlanmıştır ancak 1971 darbesinden sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yönetimi gazetecilere ve yayıncılara yönelik sıkıyönetim sansürü ve ağır baskılar karşısında 24 Temmuz’u bayram olmaktan çıkararak ‘Geleneksel Gazeteciler Günü ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’ olarak kabul ve ilan etti” diyen Başkan Kurt, mesajına şu sözlerle devam etti:

“Basın, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan ‘Düşünceyi Açıklama ve Haber Alma Özgürlüğü’nün en temel aracıdır. Basın, demokrasinin yaşamasını ve gelişmesini sağlayan unsurların başında gelmektedir. Ancak, aradan 112 yıl geçmiş olmasına rağmen farklı şekillerde devam eden sansür, hala gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmelerinin önündeki en büyük engeldir. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun 24 Temmuz nedeniyle hazırladığı rapora göre 18 yıllık AKP iktidarında en az 721 gazeteci tutuklandı. En çok tutuklama ise OHAL’in olduğu yıllarda yaşandı. Raporda AKP hükümetleri ile birlikte 1908’in bile gerisine düşen Türkiye’de artık gazetecilerin haber yazamaz hale geldiğine dikkat çekilirken,  18 yıldır baskı ve yasakların artarak devam ettiğine de yer verildi. Raporda Türkiye’de artık haberlerin editörlerden, haber müdürlerinden önce ‘yargılanır mıyız?’ endişesi yüzünden hukukçular, avukatlar tarafından okunduğuna da dikkat çekiliyor. Yine aynı raporda Türkiye’nin Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün 2020 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 50.02 puanla 154. sırada yer aldığı da bulunuyor. Tanrıkulu tarafından hazırlanan bu rapora göre sadece haziran ayında 2 gazeteci tutuklandı, 6 gazeteci gözaltına alındı. 3 gazeteci hapis cezası aldı, 1 gazetecinin hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. 5 gazeteci hakkında soruşturma, 1 gazeteci hakkında dava açıldı. 2 televizyon kanalına para cezası verildi. En az 65 internet içeriğine erişim engeli getirildi. 1 gazeteye 45 gün resmi reklam ve ilan kesme cezası verildi. Bir belediye başkanı hakkında haber yazan gazetecileri tehdit etti, 1 gazeteci silahlı saldırı sonucu yaralandı, 1 gazeteci tehdit edildi. Hırsızların, katillerin, suç örgütü elebaşlarının serbest dolaştığı ülkemizde gazeteciler yazdıkları nedeniyle müebbet hapis cezaları alıyor. Türkiye’de 24 Temmuz, bir süre bayram olarak kutlanmış ancak 12 Mart muhtırasının ardından gazetecilere ve gazetelere konulan yasaklar nedeniyle bayram sözcüğü kaldırılmıştır. Bu güne ise özgür haberciliğe ket vurma alışkanlığı miras kalmıştır. Günümüzde gazeteciler ve gazeteler tek sese biat etmeye zorlanıyor, gazeteler adeta tek elden çıkarılıyor. Tek sese biat etmeyen, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kalan gazeteler ise para cezaları ve ceza davaları ile zapturapt altına alınmaya çalışılıyor. Bizlere düşen görev ise, ‘özgür basın’ geleneğini canla, başla devam ettirmeye çalışan bu gazetelere sahip çıkmak.

Son olarak, bu cenderenin içinde yaşam savaşı veren gazetecilere Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basın hürriyetinden doğan mahsurların yegâne izale vasıtası (yok etme) yine basın hürriyetidir” sözlerini anımsatmak istiyorum. Ben, bu duygu ve düşüncelerle tüm basın emekçiklerinin Geleneksel Gazeteciler Günü ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’nü kutluyor, onlara özgürce mesleklerini yapabildikleri bir Türkiye ve dünya diliyorum.”