KAMUOYUNUN DİKKATİNE

ODUNPAZARI BELEDİYE BAŞKANI AV. KAZIM KURT’UN HAKKI KUTLU’NUN ASILSIZ İDDİALARINA CEVABIDIR

2Eylül gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Kutlu, 30 Temmuz 2016 tarihli yazısında, Odunpazarı Belediye Başkanı Av. Kazım Kurt aleyhinde; çirkin, ciddiyetsiz, tamamen itibarsızlaştırma hedefiyle art niyetli bir yazı kaleme almıştır.

Şahıs, ispat gerektiren yazısının bir bölümünde şunları ifade etmiştir: “Yılmaz Büyükerşen, 18 Temmuz akşamı, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ile birlikte, Eskişehir’deki bilinmiş bir markaya ait binanın üst katında, Meral Akşener ile uzun süreli görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede kendisine Pensilvanya’dan gelen son haberler aktarıldı.

Şahıs, bu ifadelerden sonra aynı yazının devamında yazdıklarının dedikodu olduğunu, iddia niteliği taşıdığını itiraf etmiştir. Peki, şahıs yazdığı yazının dedikodu olduğunu ve hiçbir ispat yapamadığını altını çizerek belirtirken, bu yazıyı hangi akıl tutulmasıyla yazmıştır?

Gazeteci olduğunu iddia eden bu şahıs, gazetecilik etiği ve kurallarından haberdar mıdır? Kendisine bu konu çerçevesinde gazetecilik dersi vermek gerekirse:

  1. Gazeteci, bir başkasının iddiasını yazarken, iddia sahibinin – sahiplerinin, ismini – isimlerini yazmakla mükelleftir. Bunu yapmıyorsa ya da yapamıyorsa, iddia tamamıyla kendisinin iddiasıdır, hayal ürünüdür, karalamaya dönüktür, yalandır ve ispat gerektirir.
  2. Gazeteci, iddia sahibinden belgelerini almışsa ve ispatlayarak yazmışsa, zaten istihbarat kaynağını açıklamak zorunda değildir. Bu türlü gerçek bir yazı, anasının ak sütü gibi de helaldir.
  3. Gazeteci, iddia sahibinden öğrendiği bir konuyu, kendisi araştırarak belgelerini bulup ispatlıyorsa, bu da gerçek bir yazıdır ve yine anasının ak sütü gibi helaldir.

Ancak şahsın yazısı, kendisinin de itiraf ettiği gibi dedikodudan öteye geçmemektedir. Çirkin bir hırs ve kinle kaleme alınan, belli bir siyasi fikrin ‘keyfini yerine getirmeye çalışan’ bir yazıdır.

Ki şahsın, “Ben Yılmaz Büyükerşen’in yanında çalıştım, ben sosyal demokratım ancak şimdi onu sevmiyorum ve AKP’ye hizmet eden bir kişiyim” sözleri akıllarda ve kayıtlardadır. İşte bu yazı da, AKP’ye hizmet eden yandaş bir sözde gazetecinin yaranma adına kaleme aldığı ahlak dışı bir yazıdır.

Bu dedikoduyu şiddetle çürütmek gerekirse, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen 18 Temmuz 2016 tarihinde Marmaris’teydi. Hatta aynı tarihte Vilayet Meydanı’nda gerçekleştirilen Demokrasi Mitingine, Yılmaz Büyükerşen’e vekaleten Önder Tuna katıldı. Bunun yanı sıra yine aynı tarihte, Sabah Ankara’da olan ve öğleden sonra Eskişehir’e dönen Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Vilayet Meydanında gerçekleştirilen Demokrasi Mitingine bizzat katılarak konuşma yaptı, Sayın Vali Azmi Çelik’le makamında görüştü. Bu mitinge 21:00’de katılan Başkan Kazım Kurt, 23:45’te evine döndü.

Yukarıdakilerden hareketle, bir medya kuruluşunun, bir kurumu ya da kişiyi eleştirirken dikkatli olmayacağı, düşünmeden, taşınmadan iş yapacağı tahayyül edilebilir mi? Bu mümkün olmadığına göre bu yazı, tamamen art niyetle kurgulanan bir hayal ürünüdür.

Bir gazete, halkın oylarıyla seçilmiş kişileri eleştirirken, hakkında olumsuz haberler ve yazılar yazarken oldukça dikkatli olmak zorundadır.

Dolayısıyla, seçilmiş olan belediye başkanları aleyhinde yazı yazarken ya da haber yaparken dikkatli olmak ve belgelere göre hareket etmek gerekmiyor mu? Yoksa bu şahsın işi Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u nefret içeren bir tavırla karalamak mı?

Şahıs, aslında bu yazısıyla da bizleri hiç şaşırtmamıştır. Her zaman olduğu gibi yine; çirkin, ciddiyetsiz, tamamen itibarsızlaştırmaya yönelik art niyetli bir yazı kaleme almıştır. Bu şahıstan başka türlü bir hareket beklemek de zaten olanaksızdır.

Bir daha vurgulamak gerekirse…

Hem suçlamayı yapacaksınız, hem de dedikodu olduğunu yazacaksınız. Neyin algısını yaratmaya çalışıyorsunuz? Siz kime hizmet ediyorsunuz?

Dahası, dedikodudur diyeceksiniz, hiçbir kanıt bulamayacağınızı itiraf edeceksiniz ama yine de yazacaksınız.

Niye?

Çünkü bu şahsın derdi, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’u yıpratarak birilerine yaranmaya çalışmaktır. Yaranınca da neler elde ettiğini şahsın kendisi biliyor. Bir de eski sahipleri!

Şunun da bir kez daha altını çizmek gerekirse…

“Ben Yılmaz Büyükerşen’in yanında çalıştım, ben sosyal demokratım ancak şimdi onu sevmiyorum ve AKP’ye hizmet eden bir kişiyim” söyleminin sahibi bir kişiden, objektif gazetecilik-yazarlık yapması zaten beklenmiyor. Ancak yalanın, iftiranın, karalamanın ve aymazlığın da bir sonu olmalı değil mi?

Tüm bunların yanı sıra yine yalanlarla örülen bir konuyu daha aydınlığa çıkarmak gerekirse…

Bu şahıs 20 Temmuz 2016 tarihli yazısında, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un, Vilayet Meydanı’nda düzenlenen Demokrasi Nöbeti’ne Sayın Bakan Nabi Avcı tarafından çağırıldığını, Hatta Bakan Avcı’nın Başkan Kurt’a, sahnede konuşma yapması için ricacı olduğunu ifade etmiştir.

Ancak Başkan Kazım Kurt, 18 Temmuz 2016 günü, sabahtan Ankara’da olup, öğleden sonra Eskişehir’e dönerken Sayın Vali Azmi Çelik’in daveti üzerine akşam 21.00’de Vilayet Meydanı’na gitmiştir. Başkan Kazım Kurt’un konuşmasını isteyen kişi de Sayın Vali Azmi Çelik’tir. Yani Sayın Bakan, ne davet etmiştir ne de konuşma vermiştir.

Peki, bu şahıs, bu yalanı nereden, nasıl ve hangi amaçla uydurmuştur?

Tüm bunların ışığında görülüyor ki şahsın yaptığı iş gazetecilik değildir. Kendisine verilen köşeyi aymazca kullanıp, ısmarlama ve hayal ürünü yazılar yazmaktır.

İddia sahibi, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer bu şahıs iddialarını ispatlayamaz ise kamuoyunun gözünde yalancıdır, iftiracıdır, sahtekârdır ve sözde gazetecidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir