Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nde duygulandıran açılış

Eskişehir Odunpazarı Belediyesi, Ordu’da cezaevi firarisi tarafından öldürülen üniversite öğrencisi Ceren Özdemir’in adını Adalar’da açtığı gençlik merkezine, Eskişehir’de eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın adını da Yenidoğan Mahallesi’nde yaptığı halk merkezine verdi. Öldürülen kadınların isimlerinin verildiği merkezlerin açılışı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gerçekleştirilen törenle yapıldı. Duygusal anların yaşandığı törene katılanlar, gözyaşlarının tutamadı.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde açılışı yapılan ilk merkez Ceren Özdemir Gençlik Merkezi oldu. İstiklal Mahallesi Başarılı Sokak’ta bulunan Ceren Özdemir Gençlik Merkezi’nin açılış töreni öncesinde kadın cinayetlerini protesto etmek için Adalar’da kadınların, erkeklerin, gençlerin, çocukların, yaşlıların katıldığı bir sevgi zinciri oluşturuldu.

Sevgi zincirine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir ve babası Yılmaz Özdemir, Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme, CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, CHP Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Fikriye Söğütlü, CHP Odunpazarı Kadın Kolları Başkanı Sultan Özçimen, Gazeteci Yazar İsmail Saymaz, Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca, İstiklal Mahalle Muhtarı Hüseyin Alparslan’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Adalardan başlayarak Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’ne kadar uzanan sevgi zincirine katılanlar ellerinde erkenler tarafından katledilen kadınların hikâyelerinin ve fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşıdı. Sevgi zincirinin hemen ardından Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nde açılış töreni gerçekleştirildi. Tören, Odunpazarı Belediye Tiyatrosu Oyuncularının Nazım Hikmet ve Sennur Sezer’in şiirlerinin okunması ile başladı.

CERENİMİN ÖLDÜRÜLÜŞÜ BİR TESADÜF DEĞİL”

Törende konuşan Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir, konuşmanın kendisi için çok zor olduğunu dile getirdi. Kızının kendisine “Anne sen bir Ceren Özdemir annesisin, dik dur” dediğini anlatan Özdemir, bu konuşmayı yapmayı kendine bir borç bildiğini söyledi. Kızının kızım sanatla iç içe olduğunu dile getiren Özdemir, “Bu onun yaratılışında da vardır. Her çocuk ağlayarak uyanır benim kızım şarkı söyleyerek uyanırdı. Bu anlamda biz de onun arkasındaydık, destekçisiydik, güvenli sokaklarda yaşadığımızı düşünürdük. Kimse bizim başımıza gelmesin diye düşünmesin. Film şeridi gibi izliyoruz ama herkesin başına gelebilecek bir olayı yaşadık. Ben burada çok fazla bir şey konuşamayacağım. Ama öncelikle belediye başkanımıza ve çalışma arkadaşlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Tam da Cerenimin istediği gibi sanatın her alanında faaliyet gösterdiği bir merkezin açılması bizi onurlandırdı. Cerenimi öldü olarak düşünmüyorum. Bu anlamda da bizimle birlikte, kalbimizle birlikte yaşıyor. Bir sürü insanın vicdanına, kalplerine dokunduğunu görüyorum. Cerenimin de düşüncesi buydu. Bir gün, ‘Adımı her tarafa yazdıracağım’ derdi. Bu şekilde olacakmış, belki yaşasaydı farklı bir pozisyonda olacaktı. Ama bizim kaderimiz de buymuş. Burada başka bir noktaya değinmek istiyorum. Cerenimin öldürülüşü bir tesadüf değil, yargı sisteminden gerçekten mustaribim. Yargı sistemi gerçek anlamda işini yapabiliyor olsaydı, bu gün Cerenim yaşıyor olacaktı. Bunun da bu şekilde önünde dur dememiz gerektiğini düşünüyorum. İnsanların görevlerini tam anlamıyla yapamadığı, bu bir kanundur diye geçiştirdiği bir süreçte yaşıyoruz. Bu bir kanun değil, kanun zafiyeti. Cerenim kadın ölümlerinde çok üzülen bir çocuktu. ‘Bunda sesimiz çıkması gerekir anne’ derdi. Biz hep paylaşırdık. Sosyal medyada da bu paylaşımı var. Sonrada ‘Bunda da beni hedef gösterirler mi?’ diye korkusu olan bir çocuktu. ‘Ama yine de sesimiz çıkmalı’ diyordu. O yüzden bir canın daha gitmesini Ceren’den sonra gitmesini istemiyoruz. Bu anlamda herkesin bu konuda düşünüp, bu konuda nasıl bir tedbir alınacaksa, ben yargıç değilim, ama alınması gerektiğini, öncesinde alınması gerektiğini kötülük amacına ulaşmadan önce alınması gerektiğini düşünüyorum. Hepinize sonsuz teşekkür ediyorum. Bundan sonra bir can daha kaybetmemek için, dik duralım diyorum” dedi.

SAYMAZ: “BİR KADIN CENAZESİ DAHA KALKSIN İSTEMİYORUM”

Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir’in ardından Gazeteci Yazar İsmail Saymaz bir konuşma yaptı. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Saymaz, bu günü kutlama günü olarak ifade etmenin çok güç olduğuna dikkat çekti. Bu kadar katledilmiş kadının fotoğraflarının taşındığı bir günde ancak anmadan söz edebileceğine dikkat çeken Saymaz, “Her bir fotoğraf her bir pankart değil her bir insan aslında. Her bir insan erkek şiddetinin mağduru oldular. Şuanda iki örneği ile beraberiz. Sadece katil ruhlu erkeklerin şiddetinden söz edemeyiz. Maalesef bu şiddete yol açan devlet görevlilerinin ihmalinden hatta bazen kasten varan davranıştan söz etmek zorundayız. Onlardan ilki Ayşe Tuba Arslan Eskişehirli eski eşinin acımasız şiddetine maruz kalmadan önce 23 kez suç duyurusunda bulundu ve defalarca koruma kararı istedi. Maalesef korunmadı.  Kendisinin yaptığı suç duyurularının birinde şöyle demektedir; ‘Tedbir kararı olmasına rağmen sonuç alamadım. Yalçın, fiziksel şiddet gösterdiği için hayatımdan endişe ediyorum.  Yalçın’dan korkuyorum. Her gün işe gelip giderken beni takip ediyor.  Sokağa çıkamıyorum. Bu nedenle beni Babam işe gidip gelirken götürüyor. Babam olmadığı zamanlarda hakaret edip, namusuma dil uzatıyor. Sokaklarda bağırıyor.’ Bir başka suç duyurusunda şöyle dedi; ‘Bu şahıstan ölüm tehdit alıyorum benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardımcı olacaksınız?’ Maalesef öyle oldu hatta öldüğü zaman yardım etmediler.

“BİR KADIN BAĞIRA BAĞIRA, İSYAN EDE EDE HAYATINI KAYBETTİ”

 Bugün sadece Ayşe Tuba Arslan’ı katleden insanlık düşmanının tutuklanması, toplumsal vicdanın karşılanması anlamına gelmez. Maalesef onu korumayan devlet görevlilerinin kamu görevini ihmal eden yargılanması ve bu görevlerinden uzaklaştırılması gerekir. Çünkü onlar görevini yerine getirmediği için bir kadın bağıra bağıra, isyan ede ede hayatını kaybetti. Diğer örnek Ceren Özdemir, 19 yaşındaki genç pırıl pırıl bir kızımız. Gene kamu görevlileri ihmali sonucu birden çok ceza evinden kaçabilip Ordu’da 3 gün boyunca birini öldürmek adına sokaklarda gezdi. İfadesinde öyle yazıyor.  Birini öldürmek için çabaladım diyor, mağazaları soyuyor. Bıçak elde ediyor o bıçak Ordu’da sokaklarda birini öldürmek üzere takibe başlıyor. Maalesef o 3 gün önce firar ettiği halde kamu görevlisi onu aramıyor. Onu bulmuyor. Ordu sokaklarında sen kimsin demiyor. Rize’den ceza evinden kaçması sebep olanlara henüz bir işlem yapmış değil,  o 3 günün sonunda Ceren Özdemir’i takip edip evinin önünde apartmanın kapısının içerisinde vahşice katlediliyor. Yine durmuyor o gün ve ertesi günde biri 7, biri 5 yaşında çocuk olmak üzere öldürme teşebbüsünde bulunuyor ve onu maalesef kamu görevlileri değil televizyonlarda fotoğrafını gören bir esnaf yakalanmasını sağlıyor.  Şu halde Ceren Özdemir’in katilini cezalandırmak yeter mi?  Kamu vicdanı teşkil olur mu,  adalet yerine gelir mi? Gelmeyecektir elbette. Bu katilin bu acımasız saldırganın Ordu’da rahat rahat ceza evinden firar etmesine Ordu’da rahat rahat gezmesine sebebiyet verenler cezalandırılmadığı müddetçe bir sonraki 8 Mart’ta bundan 2 kat daha kadın fotoğrafıyla toplanırız ve bu merkezin ne anlamı kalır ne yaptığımız eylemin bir anlamı kalır.  O nedenle kadına yönelik şiddette harekete geçmeyen kamu görevlileri kocasıdır,  sever de döver de diyen sözde din adamları, nafaka düşmanları yahut kadına yönelik şiddette insanlığın kazandığı evrensel hukuku ret edenlere karşı kesintisiz savaş vermek zorundadır. Biz hem Ayşe Tuba Arslan, Ceren Özdemir ve burada fotoğrafları gördüğüm kadınlar hakkında artık bir kadın cenazesi daha kalksın istemiyorum. Ve bu ölümü üzerine bıraktığı mektubu ve dilekçesinin haberini yapmak istemiyorum.  Bu haberi benim yapmamam devletin görevidir. Devletin görevini yapması gerekir.

“TOPLUMUN TÜM YÜKÜNÜ ESKİŞEHİRLİLER Mİ TAŞIYACAK?”

İşte böyle bir cinayetin ardından Halk TV’ de her Salı yaptığımız programının ardından Ceren Özdemir ismim her tarafta yazılsın istiyorum.  Sözünü biz duyunca Cumhuriyet Halk Partili belediyeler buna öncelik etmelidir dedik ve o programda sevgili başkan Kazım Kurt, biz Eskişehir’de bu sözü yerine getireceğiz dedi.  2 ay geçti, geçmedi. Kendisi Ceren Özdemir kültür merkezi ve onla beraber Ayşe Tuba Arslan ilgili gençlik merkezinin açılışını yaptı. Kendisi teşekkür ederim. İnsanlık namına teşekkür ederim ama şunu kayda geçelim; toplumun tüm yükünü Eskişehirliler mi taşıyacak,  Uğur Mumcu arabası burada sergilenecek,  Ataol Behramoğlu kitapları burada kitaplaştırılacak. Ceren Özdemir anılacak.  Peki bu memleketin 80 vilayeti nerede bütün yükü siz  onurlu  Eskişehirliler   mi taşıyacak. Bundan onur duyuyorsunuz ama yalnız kalmayın” diye konuştu.

“DAHA FAZLA CEREN ÖZDEMİR, AYŞE TUĞBA ARSLAN OLMASIN DİYE DİRENMEYE TALİBİZ “

Saymaz’ın ardından Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt konuştu. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün bir direniş günü olduğunu vurgulayan Başkan Kurt, bu günün bir mücadele günü olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. “O nedenle bu gün, Türkiye’deki kadın cinayetlerine ve cehalete karşı bir direniş örneği gösterdik. Bu merkez, Ceren Özdemir adını verdiğimiz bu merkez, gençlerin direnmesinin aracı olsun. Gençlerin araştırmasının, eğitiminin aracı olsun. Yenidoğan Mahallesinde açacağımız Halk Merkezinde de, kadınlarımızın direnmesi, kadınlarımızın sorgulamasını istiyoruz” diyen Başkan Kurt, Türkiye’de ciddi anlamda bir bunalım olduğunu dile getiren Başkan Kurt, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bu bunalımı anlatacak birileri lazım, biz o’yuz. Türkiye iyi yönetilmiyor. Türkiye kötü yönetiliyor ve bu kötü yönetimden çıkmanın yolu, bilimsel, laik, demokratik eğitimdir. Devletin yetiştirme yurtlarında yetişmiş ve devletin cezaevinden kaçmış, bir sapık, bir katil sokakta rahatça yürüyebiliyor. Ben bu gün kimi öldürsem diye gezebiliyor. Böyle bir eğitim düzeni olmaz. Böyle bir toplumsal düzen olmaz. Biz demokratik bir ülkede, rahatlıkla gece saat 2’de, 3’te tek başına gezebilmeliyiz. Özgürce gezebilmeliyiz. Korkmadan gezebilmeliyiz. Ama ne yazık ki, Ceren Özdemir, evinin kapısının önünde sapık bir katil tarafından, keyfi bir şekilde öldürüldü. Buna dayanmak mümkün mü? Buna itiraz etmemek mümkün mü? Ceren Özdemir son mu? Yüzlerce fotoğraf, yüzlerce Ceren Özdemir olmasın. Ben Eskişehir’de insanlarımızın bu konuda direncini biliyorum. Ama daha çok Eskişehir yaratmalıyız. Daha çok Eskişehir gibi kent yaratmalıyız. Bunu yaratırken de temel düsturumuz, bilimsel, laik ve demokratik eğitim olmalı.  İşte bu Gençlik Merkezi de bunun bir parçasıdır. Belediyelerin tek başına eğitimde hiçbir görevi yoktur. Ama devletin boş bıraktığı, devletin ilgilenmediği bütün, şu biraz önce sayılan sanat alanlarında eğitimi yapmak belediyelerin boyununun borcudur. İnsanlarımızın daha gelişebilmesi için, insanlarımızın, gençlerimizin daha büyük düşünebilmesi için ve direnebilmesi için bizimle birlikte olmasını istiyoruz. Buraya gelen gençlerin, hangi siyasi görüşte olduğunu sorgulamıyoruz. Buraya gelen gençlere, illa ki şu partiye oy vereceksin demiyoruz. Böyle bir geleneğimiz yok, böyle bir alışkanlığımız yok. Ama buraya gelen gençler insan olmalı. Buraya gelen gençler demokrat olmalı, buraya gelen gençler özgür olmalı. Biz bunun eğitime talibiz. Biz bunun mücadelesine talibiz. Daha fazla Ceren Özdemir, Ayşe Tuğba Arslan olmasın diye direnmeye talibiz. Sizlerle birlikte bu direnişi gerçekleştireceğimize inanıyorum. Bu 8 Mart, öyle bir direnişin öyküsüdür ki, ama Türkiye’de farklı bir noktaya gelmemiz gerekir.”

İstiklal Mahallesi Muhtarı Hüseyin Alparslan ile CHP Eskişehir İl Başkanı Recep Taşel’de açılış töreninde konuşma yapan diğer isimler oldu. Konuşmaların ardından açılışa katılanlar beyaz balon uçurdu. Ceren Özdemir Adalar Gençlik Merkezi’nin açılışını Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ceren Özdemir’in annesi Güfer Özdemir, babası Yılmaz Özdemir, Ayşe Tuba Arslan’ın annesi Meral Sondikme ve Gazeteci Yazar İsmail Saymaz ile birlikte yaptı. Açılışın ardından Başkan Kurt, anne Güfer Özdemir, baba Yılmaz Özdemir, Saymaz ve diğer katılımcılar gençlik merkezini gezdi.